Şu Çılgın Türkleri okumaya başladığımı yazmıştım.Çok fazla ilerleyemedim henüz ama, orada okuduğum bir cümle, beni yıllar öncesine götürdü.
Kitabın ismini anımsamıyorum ama kafamda bir cümle asılı kalmıştı o kitaptan. Yanıtını bulamadığım... Cümle şuydu...
''Atatürk üvey babasını hiç sevmezdi.''
Bunu okuyunca pek çoğunuzun benim gibi, Atatürk'ün üvey babası mı? varmış diye
sorduğunuzu düşünüyorum.
Ben de o yıllarda Konservatuvarda çalışıyorum,( o kitabı da zaten okul kütüphanesinden alarak okumuştum). Tarih öğretmenimize bu konuyu sormuş, onun da hiç böyle bir şey duymadığı yanıtını almıştım.
İşte yine karşıma çıktı, bu kitabın 114.sayfasında Fikriye Hanım'dan söz edilen bir yerde,
''Paşanın üvey babasının yeğeniymiş.''
deniyor.
Artık intertet çağındayız ya, google a Fikriye yazdım bul dedim.
|
Fikriye Hanım (1887-1924)
Fikriye Hanım 1887 yılında Selanik'de doğdu. Fikrıye hanım Zübeyde Hanım'ın ikinci eşi Galip Bey'in kardeşinin kızıdır. Genç yaşta bir mısırlı ile evlenmiş fakat bu evliliği yürütemeyerek, ailesinin yanına dönmüştür.(devamı da var ama acıklı olduğu için almadım. İsterseniz kimkimdir.gen.tr'den okuyabilirsiniz) |
|
|
Şimdi anlamadığım nokta şu. Atatürk'ün üvey babası olduğu niye saklanır. Böyle bir şey onun değerini azaltmaz, yaptıklarını küçültmez. Bu ve buna benzer nedenlerle resmi tarihi zaman zaman sorgularım. Bize her zaman salt doğruların söylenmediğini düşünürüm.
Lisedeyken değerli bir Tarih Hocamız vardı. Tarihsel olaylara yalnız okuduğumuz doğrultuda değil, değişik açılardan da bakmamızı öğütlerdi. Aklımda kalan örnek şu;
Baltacı Mehmet Paşa'nın, Deli Petro'nun etrafını sarmışken, Çariçe I.Katrina'yla olan gönül macerası nedeniyle kuşatmayı kaldırıp geri döndüğü yazılır tarih kitaplarında ( o yıllarda öyle yazıyordu) Hocamız bize dedimişti ki. Baltacı geri dönmese ne yapacak. Rusya'yı mı ele geçirecek, ele geçirsek bile elimizde nasıl tutacağız düşünün çocuklar...
Karşı pencereden bakmayı da Demirtaş Ceyhun'un bir kitabından öğrenmiştim. Şöyle demişti(tam cümleler bu olmayabilir). Balkan ülkelerini suçlarız, bizim en zayıf olduğumuz bir anda isyan başlattıkları için, ama hiç düşünmeyiz bizim isyan dediğimiz şey onların Kurtuluş Savaşıdır.
Neyse ben yine kitabımı okumaya devam edeyim.
Sanırım bu kitap üzerine daha çok yazı yazacağım.
Asuman...
| | |
|
2006-09-28 03:05:41 - Yenimi öğrendinn